İŞÇİNİN BAYRAMI,  İŞ VERENİN DE BAYRAMI OLSUN…

Yüce Yaratıcı, işçiye ve emeğe büyük önem vermiştir.

Söylenen çok önemli bazı eski söylemlerde var.

“İşçinin alın teri kurumadan ücretini ödeyeceksin”

Ve bir elin hakkı diğer elin hakkını helal etmemiş” denilir.

Amerikalı yazar John Stenberk, dünya yaratıldığından beri sermaye sahibi sermayesini ortaya koyar. İşçi de emeğini ortaya koyar” der.

Yazar bunun “Bitmeyen kavga olduğunu” yazdığı bu isimdeki kitapta anlatır.

Birkaç yıl önce Bulgaristan’a davet edilmiştik. Orada komünizminde emek ve sermaye arasında bir çözüm olmadığını öğrendim.

Her ne kadar 1 Mayıs Komünist ülkelerinde şaşaalı göz kamaştırıcı olarak kutlansa da Bulgaristan’da gördüklerim ve gözlemlerim oldu.

Yollar güzel, şehirler güzel. Bisiklet yolları var,  çöpten oto gaz elde eden tesisleri var.Modern işçi evleri tek merkezden ısıtılıyor. Hep güzel ama  binalarda ne yangın merdivenleri nede merdiven var. Asansörler var. Türk millet vekiline bunu sormuştum. Bunun nedenini şöyle açıklamıştı:

“Eğer işçi nümayiş yapmaya yeltenirse merkezi yerden elektrik şalteri indiriliyor. Asansör çalışmayınca halk evlerde hapis kalır. Evet bu komünist devletçiliğin de işçinin yarının endişesi yok. Ama Hürriyeti’de yok olmuyor mu?”

Eh, bu işin orta yolunu bulmuş bir ülke vardı. 1973’lerin Fransa’sı. Seçimlerde komünistlerle sosyalistler hükümeti kurmuşlardı. Bende o yıllar Fransa’da yaşıyordum. İşçi ücretlerini kabiliyete göre bağladı. Her işçiye kredi kartı ebadında şifreli yeteneklerin yazılı olduğu  kartlar verilmişti.

Kartta birinci madde, bir kişinin nezaretinde iş yapan amele, ikinci maddede yalnız başına iş yapan amele, üçüncü şıkta işinin ehli amele yazıyordu.

İş verinin dünya ihracatında kuvvetli kılmak için onu düşünmüşler. İşçinin ürettiği kadar ücret verilir. Saat ücretiyle işçi çalıştırılıyor.

Cumartesi Pazar tatili yok. İşçi bugünlerde de çalışırsa ona göre para alıyor.

Fransa dönüşümde Tarsus’ta hala fabrikalarımız çalışıyordu.Sendikalar bazı yerlerde grev kararı alıyor istekleri seyyanen diyorlardı.

Yani çalışan işçiye de,  tembel üretimden anlamayan işçiye de aynı ücret veriliyordu. Bundan sonra Tarsus’ta birçok fabrika battı, yani kapandı. Sendikalarda yok oldu. Şimdilerde ücretleri  kendi kendine ayarlayan tek sektör inşaat sektörüdür.

Eğer asgari ücret komisyonu 60 TL demişse inşaat sektörü 120 TL der.

Bugünlerde tarım sektöründe çalışan kişilerin yevmiyeler de 90-100 TL olmuş. İyi ama sanayi çok gerilemiş, fabrika yok. İşçi yok.. Sendika yok.. Bunun nedeni müphem..

Fransa’yı anlatırken unuttuğum bir şey var..

İşçiye de köylüye de patrona da vergi ödeyen, herkese devlet bir aylık tatil parası ödüyor. (Konjepey)

Yazımın sonunda bizim Tarsuslular çok eski  yıllarda tarım  işçi ücretini çözmüşlerdi.

Cömertliği ile, eli açık ağalara ücret tespitini bırakmış. Çapa yapma ücreti ve  pamuk toplama ücretini o ağa ilan eder, herkeste buna uyarmış.

Tarsus, Adana’ya bağlı iken halen Adana Çiftçi Birliğinde muhafaza edilen belgelere göre Alifakılı biriyle konuşuyor. Tarım ücretini bu adamın ayarladığını duyunca o köylüyü öven sözlerini arşivler bize söylüyor.

Bu konu daha uzar, o nedenle yazımı rahmetli  eski başbakanlardan Bülent Ecevit’in bir sözüyle bitirelim.

“Ne ezen, nede ezilen bir düzen istemiyoruz”

 

02.05.2019 14:55:28
http://www.tarsusoncevatangazetesi.com/wp-content/uploads/2019/05/i.pnghttp://www.tarsusoncevatangazetesi.com/wp-content/uploads/2019/05/i-137x150.pngadminTarsus
İŞÇİNİN BAYRAMI,  İŞ VERENİN DE BAYRAMI OLSUN... Yüce Yaratıcı, işçiye ve emeğe büyük önem vermiştir. Söylenen çok önemli bazı eski söylemlerde var. “İşçinin alın teri kurumadan ücretini ödeyeceksin” Ve bir elin hakkı diğer elin hakkını helal etmemiş” denilir. Amerikalı yazar John Stenberk, dünya yaratıldığından beri sermaye sahibi sermayesini ortaya koyar. İşçi de emeğini ortaya...